Google

« Önceki | Sonraki »

7/5/2007

Ölüm gerçeği




            Zaman geldi çattı, insanoğlu düşlerinin gerçek olmasını istedi. O an zaman durdu, boyut değişti, kendince bir dünya kuruldu, yaşanmamış dokunulmamış. Girdi o kapıdan içeri ve aradı istediklerini, o yarattığı dünyada… Neler hayal etti, tüm detaylarına kadar her şey meydanda… eksiksiz, tam, hiçbir gedik barındırmadan… sonra durdu bir maketin başında durur edasıyla, bakındı, dinledi ve özenle seçtiği insanları koyduğu o kıyıdan köşeden tanınmamış kurduğu cenneti… öyle bir cennet düşün ne eksik olabilirdi. Tahayyül edilen her şey mevcut sonuna kadar ama sonsuz olan. Dışardan bakınca eksik bir şey görmek zordu. Düşünülmüştü tek eksiği canlı değil hayaldi. Tamam belki bir ütopyaydı ancak yine de yaşanılabilirdi. İhtiyaçlar kadar kaynaklar da sınırsız… istediğin her şey oluveriyor, istediğin ve hatta düşündüğün an. Sonsuzluk denizinde bir kıyı, belki de bir tatil kasabası… tartışma yok, zorluk yok rahatlık yok… her şey düşünüldüğü ve istenildiği gibi oluveriyor o anda…

            Bahsedilen şey herkesin hayal ettiği, yaşamayı arzuladığı o güzel, mutluluk ve sevgi dolu tatil kasabasındaydı. Ama sonra yaşarken bir şeylerin eksik olduğunun farkına varılacaktı. Bir son yoktu bu sonsuzluklar içerisinde, istenen son. İnsan her ne kadar etten kemikten de yaratılsa bu dünyada sonsuzluğu düşünemiyordu nedense, halbuki düşünülen her şey bir kalemde düşünce aşamasında gerçekleşiyor, sonrasına lüzum dahi kalmıyordu. Demek ki asıl sır, istenen her şeyin de olması değildi. Beyin, mantık, izan başka bir şey istiyordu, bambaşka bir şey. Zira sonsuzluğu düşünmek dahi hayatı zehir etmeye yetiyordu. Tahayyül sınırları zorlandıkça çıldırmanın sınırları aşındırılıyordu. Sonunda anlaşılıyordu ki ulaşılması elzem olan şey asıl gerçeklikti. Diğer bir ifadeyle Aristo bunun böyle açıklıyordu kendince. Kendisinin ulaşıp ulaşamadığı konusunda bir bilgi gelmemişti bu zamana ancak hayatını o gerçekliği bulmak için harcamıştı. Sonunda inandığım şey bulmuştu o aradığı nirvanayı ancak o zaman da ömrü yetmemişti. Bunu öğrenememiştik çünkü o farklı bir boyuttayken bize bunu anlatamazdı, ölmüştü… o da çok isterdi bize anlatmak paylaşmak bir şeyleri ömrü boyunca uğraştığı gerçekliği ama bize kendimizin bulması gerektiğini özetledi, fısıldadı…

 

Gerçek: ölüm en büyük gerçekler ve sonların en sonudur, onun farkına varmak da bizatihi insanın elinde, öğrenilmesi en kolay ve en zor derstir ölüm.

 

İbrahim.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: yusufebb | Tarih: 2007-05-10 08:20:38
    Konu: merhaba
    dersimize çalışmadan hazırlıksız yakalanırsak ölüme galiba o kötü
    paylaşım için teşekkürler

    Bağlantı »

eXTReMe Tracker


oyun komedi sohbet Site Ekle TOPlist web hosting internetsiteleri.com Bloglar Alemi Blog Flux Directory Şiir Edebiyat Siteleri
48x22 boyutunda banner kodu